Evet Şehitlerimiz var, evet acımız büyük, evet depremde çok kişi kaybettik. Ama bu gidişle özümüzü kaybetmeye başlayacağız. 29 Ekim 1923 günü bizlere emanet edilerek kurulan Cumhuriyetimizi, ülkemizi ayakta tutmak, milletimizin başını öne eğmemek istiyorsak Cumhuriyet Bayramını kutlamalıyız. Evet sönük geçebilir, şatafat yapmaya gerek yok bu günlerde. Zaten buna da bizim
Van, daha önce de olmuştu tekrar oldu. 7.2 olarak öngörülen, ancak kalplerde bilmem ki kaç richter ölçeğinde olan bir deprem. 1999 yılında önce Gölcük ve vurduğu İstanbul, sonra Düzce ile sarsıldık. Unutmadık, unutturmadık. Şimdi Van yardım için elini beton yığınlarının altından elini uzattı. Tutmak bizim elimizde. Gidemiyorsak bile en azından yardım yollamaya çalışalım
Uzun süredir uğraştığım ama bir türlü elimden paketi düşüremediğim şu Sigarayı Bırakma işi, gerek zamlar, gerek de benim artık sigara içmekten -bıkmış- olmam sebebi ile dün gece itibariyle başladığım sigara içmeme olayında ikinci güne girdim. İlk gün ile ilgili yazdığım şeyi aha şurdan görebilirsiniz.
İkinci güne girdiğim şu dakikalarda çok heyecan değil aslında
Tek başına yolda devam ediyordum. Issız bir sokak veya geçit gördüğümde girmiyor, ne kadar ışıklı yol varsa oradan devam etmeye çalışıyordum. Evime kadar gidecektim ancak bütün geçmem gereken yollar ıssızdı, karanlıktı. Yolu çok uzatacağımı biliyordum. Ama elimden gelenin en iyisi bu. Çünkü karanlıktan daha doğrusu karanlığın getirebileceklerinden korkuyordum.
Ben
Sıkıntılı günlerdeyiz. Bazı şeyler düzgün bile olsa sonuçta genel anlamda sıkıntıdayız. Son birkaç gündür yazı yazmıyorum. Gerçi öyle her gün yazı ekleyen biri de değilim aslında. Monotona dönmüş hayatımızda ne iyi gidiyor ki… Neyse üzüntülü olmamın sebebi bu sıkıntılar değil elbette. Yayınladığımdan beri son iki olaya kadar gayet iyi gittiğini düşündüğüm
17 Ağustos 1999… Saat gece yarısını geçmiş haldeyken 13-14 yaşlarında bir çocuk yatağında uyuyamamaktaydı. Yattığı çekyatın cama bakan kısmından gökyüzüne bakmak istedi. Perdeyi şöyle bir araladı, dışarıdaki gökyüzünde bulutlar azalmaya başlamıştı. Pek bir anlam veremedi, perdeyi kapattığı gibi uyumaya çalıştı. Bir sağına, bir soluna döndü. Yok, uyuyamıyordu.